Buğday

Buğday; emeğin sonucu, duanın bereketi, ekmeğin hammaddesidir. Ciddi bir emek mahsulüdür, kolay yetişmez. Hak edilen emek verilmeden elde edilemez. Atarsın toprağa. ‘Ben attım, o bitsin’ demekle yeşermez. Bakımını yapıp, gözleri dikmek gerekir göğe. Buğday bana toprağı hatırlatır. Toprak.... —  Murat Kubat

Buğday; emeğin sonucu, duanın bereketi, ekmeğin hammaddesidir.

Ciddi bir emek mahsulüdür, kolay yetişmez.

Hak edilen emek verilmeden elde edilemez.

Atarsın toprağa. ‘Ben attım, o bitsin’ demekle yeşermez. Bakımını yapıp, gözleri dikmek gerekir göğe.

Buğday bana toprağı hatırlatır. Toprak ise insanı.

Buğdayın dünyada en çok ekilen tahıl ürünü olduğunu biliyor muydunuz? En çok buğdaydan beslendiğimizi...

Buğday ve toprak; su ile hayat bulurlar her ikisi de.

İnsan topraktan yaratılmıştır ve topraktan beslenir velhasılı.

İnsan, su ve toprak karışımı bir özden, özel olarak var edilmiş. Bu özü kaybetti mi insan, çamurlaşması kaçınılmaz olur.

Çamurlaşan insan, çamurunu kendisinde tutmaz, etrafa da saçar ve yayar.

Çamurlaşanın çamurunu nereye ve ne zaman sıçratacağı hiç belli olmaz.

Toprak tevazu sahibi olmayı öğretir insana; şayet insan nereden geldiğini, nereye gittiğini unutmamışsa.

İnsana kibirden çok tevazu yakışır.

Kibir; insanın özüne/toprağına yabancılaşmasıdır.

Kibir şeytanın şeytanlaşmasının yolunu açan vasfıdır.

İnsan, kendisinden beslendiği, kendisinden geldiği, kendisine gireceği toprağın temsil ettiği tevazuyu değil de, şeytanın kibirli tavrını kuşanırsa, kendi kendisini ötekileştirmesinin, kendi kendisine yabancılaşmasının önüne geçemez.

Bir insan kendisini ötekileştirmeden bir başkasını ötekileştiremez.

Ötekileştirmek en başta insanın kendi kendisine yabancılaşmasının sonucudur. Kendisine, fıtratına, vicdanına, insana, insanlığa yabancılaşması...

İnsan topraktan beslenir ama toprağa ihanet eder.

İnsan ekmekle beslenir fakat ekmeğe karşı nankördür.

Ekmeğe ve emeğe burun bükenin kibri büyük olur.

Yüzünü ekşitmesi ve yılışması kibrinin dışa vurumudur. Kalbindeki nefret ise çok daha fazladır.

Ekmeden biçmeye yeltenenler, elinin emeğini değil, elin emeğini yiyenler buğdaydan, ekmekten ve emekten ne anlasınlar! Emeğin kadrini ve kıymetini nereden bilsinler!

Aslında en büyük nankörlük buğdayın rabbine, ekmeğin sahibine nankörlüktür.

Emeğe saygısı olmayanın neye saygısı olur ki?!

Hem nereden bilsin, ortaya ciddi emek koymayan, emeğin kıymetini.

Ortaya emek koyanlar ise, eker, bire yüz, bire yediyüz müjdesine nail olmak için.

Birilerinin burun bükmesi ekmeği de emeği de alçaltmaz; olsa olsa burun bükeni ufaltır.

Ufalananın ufaldıkça büyüdüğünü sanması ne yaman bir çelişkidir oysa.

Emek verenlerin, emeğinin ekmeğini yiyenlerin elleri boşta kalmaz.

Onları emeğin kıymetini, değerlerin kadrini bilenler selamlar.

Bu millet ekmeğe de, emeğe de saygı mayası ile yoğrulmuştur. İşte bu sebeple milletin fertleri ekmeğin yere atılmasından ve yerde durmasından rahatsız olurlar.

Ekmeğe de, emeğe de değer verirler.

Bu sebeple emeği sembolüze eden, nasırlaşmış eller, yergi ve utanç değil övgü vesilesidir bizim için...

Emek ortaya koyan elini Rabbine açar. Emeği görmeyen O’ndan kaçar.

Kalpleri, elleri ve dilleri nefret zehrine bulaşmış olanlar baktıklarında nefretle bakar, konuştuklarında kin saçar, sustuklarında kibir yayarlar.

Yüreğine nefret tohumu ekenler, sevgi biçemezler.

Yüreklerinde nefret besleyenler ne sevgiden, ne insandan ne de insanlıktan bahsetmeyi hak ediyorlar.

Kalplerinde insana ve insanlığa sevgi ile yaklaşanlar, ortaya emek koymayı ve toprağa ekmeyi sürdürürler.

Çünkü onlar ellerinin havada ve boş kalmayacağını bilirler.

Murat Kubat

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Köşe Yazıları